Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'ya yönelik gerçekleştirdiği ve yönetimi değiştiren askeri müdahale, Avrupa'nın başkenti Brüksel'de sert protestolara neden oldu. Washington yönetiminin Nicolas Maduro'yu devirerek ülke dışına çıkarması ve yönetime el koyma planları, Belçika'daki sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi. Brüksel'deki ABD Büyükelçiliği önünde toplanan yüzlerce gösterici, operasyonun arkasındaki asıl nedenin demokrasi değil, yeraltı kaynakları olduğunu haykırdı.
'Vrede vzw' ve 'Intal' isimli sivil toplum kuruluşlarının (STK) organizasyonuyla bir araya gelen kalabalık, ABD'nin Güney Amerika politikasını 'işgal' olarak nitelendirdi. Büyükelçilik binası önünde geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşen eylemde, 'Venezuela'da savaşa hayır', 'Venezuela petrolleri Venezuela'nındır' ve 'Maduro'yu serbest bırak, savaşı durdur' yazılı pankartlar taşındı. Göstericiler, ABD'nin askeri gücünü kullanarak egemen bir ülkenin iç işlerine müdahale etmesini uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirdi.
'Amaç Demokrasi Değil, Doğal Kaynakları Ele Geçirmek'
Protestoyu organize eden Vrede vzw kuruluşu, eylem sırasında yaptığı basın açıklamasında Washington yönetimine ağır suçlamalar yöneltti. Açıklamada, ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri harekatının insani gerekçelere dayanmadığı, aksine tamamen ekonomik çıkarlar üzerine kurulu olduğu savunuldu. Grubun sözcüleri, bu müdahalenin 'petrol ve değerli madenler başta olmak üzere, ülkenin zengin doğal kaynaklarına erişimi kontrol altına almak' amacıyla yapıldığını belirtti.
Yapılan değerlendirmede, operasyonun niteliği hakkında sert ifadeler kullanılarak, 'Bu, rejim değişikliğini dayatmak için yapılan apaçık bir emperyalist savaştır' denildi. Göstericiler, Venezuela halkının iradesinin yok sayıldığını ve ülkenin geleceğinin dış güçler tarafından dizayn edilmeye çalışıldığını vurguladı. Eylemciler, petrol rezervleri bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Venezuela'nın, bu zenginliği nedeniyle hedef tahtasına oturtulduğu görüşünü savundu.
Avrupa Birliği ve Belçika'ya 'Sessiz Kalmayın' Çağrısı
Protestocu gruplar, sadece ABD'yi eleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) ve Belçika hükümetine de sorumluluk alma çağrısında bulundu. ABD'nin askeri müdahalesinin uluslararası hukuk normlarını açıkça ihlal ettiğini belirten STK temsilcileri, Brüksel yönetimini ve AB kurumlarını bu hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya davet etti.
Yapılan çağrıda, Belçika ve AB'nin askeri müdahaleyi derhal kınaması gerektiği vurgulandı. Ayrıca, bölgedeki gerilimin daha fazla tırmanmaması ve durumun yatıştırılması için acil diplomatik girişimlerde bulunulması talep edildi. Göstericiler, Avrupa'nın bu süreçte ABD'nin yanında yer almasının, hukuksuzluğu meşrulaştırmak anlamına geleceği uyarısında bulundu.
Krizin Perde Arkası: Caracas'ta Neler Oldu?
Gerilimi tırmandıran olaylar zinciri, Venezuela'nın başkenti Caracas'ta gece yarısı duyulan patlama ve uçak sesleriyle başlamıştı. Venezuela yönetimi, ilk anlarda ABD'yi ülkedeki sivil ve askeri tesislere saldırmakla suçlamıştı. Çok geçmeden ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini ve Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.
Operasyonun hemen ardından ABD yargısı da devreye girmişti. ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu açıklamış, Maduro'ya 'uyuşturucu terörizmi', 'kokain kaçakçılığı' ve 'ABD'ye karşı yıkıcı cihazlara sahip olma' gibi ağır suçlamalar yöneltmişti. Bu gelişmeler üzerine Venezuela yönetimi uluslararası toplumu ABD'yi kınamaya çağırmış, dünya genelinde ise operasyona yönelik farklı tepkiler yükselmişti.
AA


