Dünya genelinde büyük yankı uyandıran Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan yeni belgeler, İngiliz Kraliyet Ailesi ile olan karanlık bağlara dair çarpıcı detaylar barındırıyor. Dosyalarda 'A' koduyla tanımlanan ve kimlik bilgileri Andrew Mountbatten-Windsor'u (Prens Andrew) işaret eden bir kişi ile Jeffrey Epstein'ın suç ortağı Ghislaine Maxwell arasındaki e-posta yazışmaları deşifre edildi. 2001 ve 2002 yıllarına ait olan bu mesajlar, taraflar arasındaki samimiyeti ve 'uygunsuz' olarak nitelendirilen arkadaş arayışlarını gözler önüne seriyor.
Belgelerde 'Görünmez Adam' takma adını kullanan ve Balmoral'dan yazdığını belirten muhabirin, Andrew Mountbatten-Windsor olduğu yönündeki şüpheler oldukça güçlü. Yazışmalarda geçen Kraliyet Donanması'ndan (RN) yeni ayrıldığına dair ifadeler, Prens Andrew'un Temmuz 2001'de ordudan ayrılmasıyla tam olarak örtüşüyor. Dosyaların içeriği, o dönemde yapılan seyahatler ve ayarlanan özel görüşmeler etrafında şekilleniyor.
Balmoral'dan Maxwell'e 'Uygunsuz Arkadaşlar' Talebi
2001 yılının Ağustos ayına ait bir e-postada, Balmoral'daki 'Kraliyet Yaz Kampı'nda olduğunu belirten 'A' kod adlı kişi, Ghislaine Maxwell'e dikkat çeken bir soru yöneltiyor. Mesajda, tüm gün süren faaliyetlerden dolayı yorgun olduğunu belirten bu kişi, Maxwell'e Los Angeles'taki durumunu sorarak, 'Bana yeni uygunsuz arkadaşlar buldun mu?' ifadesini kullanıyor. Bu ifade, belgeleri inceleyen hukukçular ve araştırmacılar tarafından davanın seyri açısından kritik bir detay olarak yorumlanıyor.
Yazışmaların devamında Maxwell'in, sadece 'uygun' arkadaşlar bulabildiği için özür dilediği, 'A' kod adlı kişinin ise bu duruma 'Kahroldum!' şeklinde karşılık verdiği görülüyor. Bu diyaloglar, Epstein ve Maxwell'in kurduğu ağın Kraliyet Ailesi üyeleriyle ne denli iç içe geçtiğini bir kez daha kanıtlar nitelikte. Belgelerde ayrıca, isimlerin geçmesinin doğrudan bir suç kanıtı olmadığı ancak ilişkiler ağını anlamak adına önemli olduğu vurgulanıyor.
Kraliyet Ailesi Üyesini İşaret Eden Gizli İpuçları
E-postalarda yer alan detaylar, kimlik tespiti konusunda araştırmacılara pek çok ipucu sağlıyor. Mesajların gönderildiği tarihlerin Prens Andrew'un takvimiyle uyumlu olması ve Balmoral gibi doğrudan İngiliz kraliyet mülklerinden bahsedilmesi, 'A' kodunun kime ait olduğu konusundaki şüpheleri azaltıyor. Maxwell'in bir görüşme sırasında bu kişiden 'telefonda sesi tam bir İngiliz beyefendisi gibi geliyor' şeklinde bahsetmesi de bu verileri destekliyor.
Peru Seyahati ve 'Kızlar' Hakkındaki Yazışmalar
2002 yılının Şubat ayında gerçekleşen bir başka yazışma trafiği, Peru seyahati hazırlıklarını içeriyor. Ghislaine Maxwell'in üçüncü bir şahısla yaptığı görüşmeleri 'A' kod adlı kişiye ilettiği ve bu görüşmelerde 'kızlarla tanışma' planlarının yapıldığı görülüyor. İletilen mesajlarda, Peru'daki temaslar sırasında ayarlanacak görüşmeler için 'Andrew'a telefon numaranı verdim' ifadesinin geçmesi, dosyadaki kimlik eşleşmesini daha da netleştiriyor.
Görüşmelerin içeriğinde, Peru'daki ev sahibi adayı 'Kızlar hakkında... kaç yaşında?' sorusunu yöneltirken, 'A' kod adlı kişi bu teklifleri Maxwell ve yerel bağlantıların takdirine bıraktığını belirtiyor. Mart 2002 tarihli bir başka e-postada ise bu seyahat için yapılan istekler listeleniyor. Bu listede 'iki ayaklı turistik geziler' ifadesi kullanılarak, 'zeki, güzel, eğlenceli ve iyi ailelerden gelen' kadınlarla tanışma arzusu dile getiriliyor.
Gizlilik ve Eğlence Odaklı Yerel Bağlantılar
Yazışmalarda Maxwell'in, Peru seyahati için bağlantı kurduğu kişiye 'Sana güvenebileceğimi biliyorum; ona harika vakit geçirteceğinden, onu sadece güvenilir ve gizli kalacak arkadaşlarla tanıştıracağından eminim' dediği görülüyor. O dönemde çekilen fotoğraflar da Andrew Mountbatten-Windsor'un gerçekten de bahsedilen tarihlerde Peru'da bulunduğunu doğruluyor. Buckingham Sarayı ve ilgili isimler konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, Andrew daha önce yaptığı açıklamalarda Epstein ile olan bağlarını reddetmiş ve suçlamaları şiddetle geri çevirmişti.
Yeni sızan bu adli belgeler, Epstein davasının ulaştığı uluslararası boyutun ne kadar derin olduğunu bir kez daha gösterirken, hukuk sisteminin bu yeni kanıtlar ışığında nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor.
The Guardian


