Güneydoğu Asya ülkesi Myanmar, güvenilirliğine dair ciddi şüphelerin ve devam eden şiddetli iç savaşın gölgesinde sandık başına gidiyor. Pazar günü başlayan oy verme işlemi, 2021 yılında seçilmiş son sivil hükümeti deviren askeri darbeden bu yana gerçekleştirilen ilk genel seçim olma özelliği taşıyor. Ülke genelinde çatışmalar sürerken, askeri yönetimin düzenlediği bu seçim süreci, hem yerel halk hem de uluslararası gözlemciler tarafından endişeyle takip ediliyor.
Yönetimi elinde bulunduran cunta, bu oylamayı yoksullaşan ülke için siyasi ve ekonomik anlamda 'yeni bir başlangıç' fırsatı olarak nitelendiriyor. Ancak tablonun diğer yüzünde, 2020 seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazanan ve darbeden aylar sonra devrilen Nobel Barış Ödülü sahibi Aung San Suu Kyi hala tutuklu bulunuyor. Liderliğini yaptığı Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) partisi ise feshedilmiş durumda.
Askeri Yönetimin Gücünü Pekiştirme Çabası
Suu Kyi'nin partisinin iktidardan uzaklaştırılmasının ardından başlayan kitlesel protestoların şiddetle bastırılması, ülke genelinde bir isyan dalgasına dönüşmüştü. Tayland Kasetsart Üniversitesi'nden Myanmar uzmanı Lalita Hanwong, mevcut tabloyu sert bir dille eleştiriyor. Hanwong'a göre, emekli generaller tarafından yönetilen ve rekabetin neredeyse yok edildiği bir ortamda adayların beşte birini çıkaran ordu bağlantılı Birlik Dayanışma ve Kalkınma Partisi'nin (USDP) iktidara gelmesi kesin görünüyor. Uzmanlar, cuntanın bu seçimle halk üzerindeki baskıcı gücünü uzatmayı ve müttefik partilerle yeni bir hükümet kurmayı hedeflediğini belirtiyor.
Seçim Süreci ve Güvenlik Endişeleri
Pazar günü başlayan ilk aşamanın ardından, 11 Ocak ve 25 Ocak tarihlerinde iki tur oylama daha yapılması planlanıyor. Seçimler, Myanmar'ın 330 ilçesinden 265'ini kapsayacak ancak cunta, darbeden bu yana süren çatışmalar nedeniyle bu bölgelerin tamamında tam kontrole sahip değil. Oyların sayımı ve sonuçların açıklanacağı tarihler ise henüz netleşmiş değil.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, seçimlerin şiddet ve baskı ortamında gerçekleştiğine dikkat çekti. Turk, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma haklarının kullanılabileceği koşulların bulunmadığını, bu nedenle halkın sürece özgür ve anlamlı katılımının mümkün olmadığını vurguladı.
Sokakta Sessizlik ve Umutsuzluk Hakim
Devlet medyası, seçimlerin çatışma ve krizlerle boğuşan ülke için barış inşası ve ekonomik toparlanma adına 'yeni bir sayfa' açacağını savunsa da sokaktaki gerçeklik farklı bir tablo çiziyor. Büyük şehirlerde, geçmiş seçim kampanyalarındaki enerji ve heyecandan eser yok. Gözlemciler, askeri yönetimin insanları oy kullanmaya zorladığına dair bir baskı bildirilmese de, halkın büyük bir kısmının sürece dair umudunu yitirdiğini aktarıyor.
Sokaklarda en görünür parti, 2010 yılında kurulan ve muhalefetin boykot ettiği seçimleri kazanarak 2015'e kadar ülkeyi yöneten USDP oldu. Analistler, geniş çaplı bir çatışmanın ortasında istikrarlı bir yönetim kurma çabasının büyük riskler taşıdığını ve askeri kontrol altındaki bir hükümetin sivil bir görünüme sahip olsa bile uluslararası alanda tanınmasının zor olduğunu belirtiyor.
Yangon'da yaşayan 31 yaşındaki bir seçmen, zayıflayan ekonomi ve bitmek bilmeyen çatışmaların yarattığı yılgınlığı şu sözlerle dile getirdi: 'Kime oy verirsem vereyim USDP kazanacak. Bu yüzden sadece USDP'ye oy vereceğim.' İsmini vermek istemeyen seçmenin bu sözleri, demokrasi talebinin yerini korku ve kabullenişe bıraktığını gösteriyor.
Reuters


